Trabzon, Trabzonlu Olan ve Trabzonlu Olmayan
Trabzon, Trabzonlu olan ve Trabzonlu olmayan 3 kutsal öge… Komedi için 3 vazgeçilmez. Bu 3 şey bir araya gelince akıl almaz bir mizah anlayışı, “Hönk!” dedirtecek bir espiri ortaya çıkıyor. Bu sene Trabzon’da ki 5. senem. ve bu 5 senede gerek ben gerekse arkadaşlarım bir sürü fıkrada rol aldık. Dedim ya bu 3 şey diye, aslında burada en önemli olan “Trabzonlu olmayan” ögesi. Çünkü Trabzon ile Trabzonlu bir araya geldiğinde ortaya çıkan mizahı ancak yabancı biri fark edebilir
Trabzon’a geldiğim ilk sene Orman Fakültesinde okuyan Hataylı bir abimizin başından geçen olayı anlatayım size. Bu abimiz Trabzonlu bir otobüs firmasıyla memleketine giderken otobüs mola için dinlenme tesislerine yanaşır. Otobüsün ışıklarını açar ve kaptan uyuyan muavini uyandırmak için bir kaç kere mikrofona vurur. Neyse muavin uykulu uykulu yataklıktan çıkar ve alır eline mikrofonu konuşmaya başlar” Sayın konıklarimiz xxx tesislerine hoş geldiniz. Kaptanımız çay ve ihtiyaç molası vermiştir” dediği an otobüs “küüt!” diye bir köpeğe çarpar. Muavin aynen devam eder konuşmasına elinde mikrofonla “Vay anasini satayim bi köpek ezdik! ”
Yine bir arkadaşımın başından geçen bir olay. Hatta iki olay. Arkadaşımın babası Trabzon’a gelir oğlunun yanına. bunlar der ki gidelim Meydanda ki çay bahçesinde bir çay içelim. Neyse giderler otururlar bir masaya. Arkadaşım çaycıyı çağırır “Ustacım bi bakar mısın”. Çaycının tepkisi ne olsa beğenirsiniz. Çaycı bi bakarmısını ilk anlamıyla anlamış olacak ki kafasını çevirir bunlara bir bakış atar geri döner işine devam eder. Arkadaşım ve babası şaşırırlar doğal olarak. Neyse bir müddet sonra gelir çaycı. “Biz iki çay alalım biri açık olsun” derler. Çaycının cevabı “Hangisi açık olsun?”
Yurda yeni geldiğim sıralar… Dedim ki saçımızı falan yaparken ayna lazım oluyor gideyim de kantinde bir ayna varsa alayım. Neyse indim kantine girdim kantin sırasına. Sıra bana geldi ve dedim ki “Bi tane ayna alabilir miyim?”. Adamın bana cevabı “Al almasına da kendine mi bakacaksın?”. Ben bir an anlayamadım. Dedim şaka mı yapıyor ama adam ciddi ciddi soruyor bana, şok oldum bir anda. Sonradan hatırladım burasının Trabzon olduğunu. Dedim “Yok abi sen ver kendime değil arkadaşa bakacağım”
Yine bir arkadaşım kiralık bir ev aramaktadır. Bir ev bulur. Ev sahibi hacı amcayla fiyatta anlaşırlar. Fiyat 400 TL. Neyse Hacı amca başlar şartları saymaya “Evde kesinlikle alkol almayacaksınız” , bizimkiler ” Yok amca alkolle işimiz olmaz” derler. Hacı amca devam eder ” Kirayı geciktirmeyeceksiniz, gürültü patırtı istemem, hele hele eve katiyen kız gelmeyecek” der. Bizim arkadaş ta derki “Hacı amca orada dur. Tamam hepsine eyvallah ama eve kız gelir bizim kız arkadaşımız var”. Hacı amca sinirlenir “Katiyen kız görmeyecem burada”. Bizimkiler ısrar eder ” Ya hacı amca gelecek”. Biri gelecek biri gelmeyecek derken en son hacı amca bombayı patlatır “Tamam ulan gelsin ama kira 600 TL olur”
İkinci sınıftayken Trabzonlu bir arkadaşımla üniversite mahallesine yeni açılan bir cafeye gidelim dedik. Neyse gittik garson menüleri getirdi. Menüleri biraz inceledikten sonra garson tekrar geldi ve bizim Trabzonlu arkadaşa “Buyurun efendim ne alırdınız?” dedi. Bizim Trabzonlu arkadaş menüye baktı baktı ve ” Ben bir tane milkshake alayım dedim”. Garson “Tabi ki efendim. Neyli olsun milkshake?”dedi ama bizim Trabzonlu hayatınca hiç içmemiş ki milkshakeyi. Ama anlaşılan İngilizcesi de yok. Biraz durdu durdu garson bakıyor biz bakıyoruz ve dedi ki “Benimki sütlü olsun”
Bu seferde tıp fakültesinde ki bir doktor abimizin başına gelen fıkraları aratmayacak bir olay. Trabzon’un bir köyünde adamın biri hızarla yanlışlıkla parmağını keser. Etraftakiler ne yapacaklarını bilemezler ve Tıp fakültesini ararlar, derler ki durum böyle böyle. Telefonda ki yetkili der ki “Kopan parmağı buza sarın hemen getirin buraya acele edin!” der. Neyse adamlar yetkilini dediği gibi parmağı bi güzel sararlar buza ve giderler acil servise. Bizim doktor abiye getirirler ” Getirdik parmağı” derler. Doktor “İyi de adam nerede?”. Adamların cevabı “Siz bize adamı getirin demediniz ki, parmağı getirin dediniz”
5 senede bu kadar mı hikaye dersiniz. Bu anlattıklarım daha %10′u diyebilirim. Hatırlayamadığım o kadar çok hikaye var ki şimdilik aklıma gelenleri paylaştım. Aklıma gelen olursa tekrar yazarım. Güzel yer ya burası, seviyorum Trabzon’u, hele hele Trabzonluları. Her yer insanıyla güzeldir ya burasıda öyle.
yaklaşık 1 yıl önce
başkan o zaman bende bir tane anlatayım taze taze.İzmirde trabzonda geliyoruz metro firmasıyla ama ek sefer o otobüs bu kadar dandik olabilir.orta kapının arka sıralarındakı koltukların cam kenarları sıcaktan yanıyor ama korıdor ve en arka taraftakıler donuyorlar.muavın su dagıtıyordu.neyse suları dagıttıktan sonra benım hemen yan koltukta cocuk usta burda sıcaktan yandık haslandım resmen dedı.muavın soyle bır baktı.ve bomba cevabı patlattı.arka taraftakıler donuyor sen yanıyorum dıyorsun kesın sende bır sorun var.sana kesın alttan sıcak vuruyor.ıcın yanıyor kesın dedı.cocuk tabı bu cevaptan sonra mal oldu bır daha bırsey demedı ama bu cevaptan sonra otobusun arka tarafı koptuk bız cocuk ne dıyecegını bılemedı.bu sadece bırıydı daha bır ton sey yaptı adam sımdı anlatmakla bıtıremem onları
yaklaşık 1 yıl önce