Sizin Evde Hiç Soba Oldu mu?
Sabah sabah çocukluğum geldi yine aklıma. Bir arkadaşımın facebookta paylaştığı bir yazıyı okurken her satırda kendimi buldum. Eminim ki bu yazıyı okurken sizinde anılarınız birden. Neyse uzatmadan yazıyı aynen aktarıyorum…
Sobalı Evde Büyüyen Çocuk…
Yün çoraplarını sobaya dayayarak ayaklarını ısıtmıştır bu çocuk….
Geceleyin ateşin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur…
Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur..
Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur…
Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyen, soba kokusunu seven, üstünde kaynayan çaydanlığın sesini seven, üstündeki kestanenin, mandalina ve elma kabuklarının kokusunu tanıyan seven, bahçede karda oynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayı seven, sobalı odadan öteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmak istemeyen, kömür kokusu odun kokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur…
Sobası hele hele kuzineyse,o sobanın gözünde patates pişirip tuz, nane, karabiber ve kırmızı biber ile süsleyip iki elinin arasında bastırıp yemiş çocuktur…
Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen “oturma odası”nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır…
İlerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır…
Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur…
Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır…
Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına ve her mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk…
Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyerek soyut sanat eserlerine dönüşmesini izleyen, koku farkedilip kendisine müdahale edilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam eden çocuktur…
Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur…
Sobanın kenarına pısıp dakikalarca ısınan sonra kosarak aynaya bakan ve kıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alan cocuktur…
Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur…
Gece lambasının ışığı yerine sobanın alevlerine bakarak uyuyan çocuktur…
Sobanın üzerinde annesinin yağtığı yemekleri ısıtıp yemiş çocuktur…
Soba tütünce tırsmış çocuktur…
Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur…
Sobanın önünde mavi leğen içinde banyo yapmış çocuktur…
Muhakkak bir kere evi havaya ucurma macerasını yaşamış çocuktur…
Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur…
Sıcacık odada radyo dinlemeyi…
Sevdikleriyle zaman geçirmeyi…
Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giyinen çocuktur…
Sobalı odada terleyip, sobasız odaya geçip hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur…
Özelliklede sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğalgazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur…