Önceleri denizin ortasına kadar sokulan bir iskelede oturup güneşin doğuşunu izlerdim. Güneşin göz kamaştıran o ışıklarıyla denizin o ferahlatan serinliği… İnsan bunlar olmadan nasıl yaşar, nasıl huzur bulur?

Bu mükemmel manzarayı kaçırmamak için güneş doğmadan hemen önce iskelenin ucuna kadar koşar ve otururdum. Sinema salonunda en sevdiğim filmin başlamasını bekler gibi heyecanlı bir bekleyişe kapılırdım. Ve başlardı beklenen… Güneşin ilk ışığıyla beraber denizin uykusundan uyanma hali… Günün ilk gülümsemesini yaratırdı yüzümde. Kendimi denizin maviliği ile güneşin sıcaklığına bırakırdım. Ne güzel bir manzaraydı bu. Ne huzur verici…

Devamı >